Obezite

Obezite (şişmanlık)

Obezite (şişmanlık) vücuttaki yağ kütlesinin, yağsız beden kütlesine göre aşırı derecede artması olarak tanımlanır.

Bu artış, vücut sağlığını bozacak seviyelere geldiğinde, insülin direncine bağlı diyabet (şeker hastalığı) ve kalp-damar rahatsızlıkları ile birliktelik gösterir. Obezite oluşumunun temelinde kişinin harcadığından daha fazla kalori alması ve bunu vücudunda yağ doku olarak depolaması vardır.

Obezitenin nedenlerine bakacak olursak;

– Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları

– Yetersiz fiziksel aktivite

– Cinsiyet

– Genetik faktörler

– Psikolojik sorunlar

– Kullanılan bazı ilaçlar (antidepresanlar)

– Sağlıklı olmayan hamilelik süreci ve tekrarlayan doğumlar sayılabilir.

Obezite için bir masal kahramanı yaratacak olursak, emin olun ki hikayesi şöyle olacaktı; Kadın evlendikten kısa süre sonra hemile kalır. Hamileliğini az hareket ve bol kilo alımı ile geçirir. Doğum sonrası yakın çevrenin de baskısıyla evden çıkmaz, süt yapsın diye bol kalorili beslenir. Henüz çocuğunu 1-2 yaşına sokmuştur ki, ikinci hamileliğini ve doğum sürecini yaşar. Tekrarlayan doğumların etkisiyle kilo almış ve hantallaşmış olan kadın, giysilerini üzerine yakıştıramaz. Bol ve tek tip giyinmeyi tercih eder. Alış verişten hoşlanmaz. Vücudunu sergilemesi gerektiği bazı spor aktivitelerinden ve sosyal ortamlardan kopar. İçine kapanır. Bu dönemde eşinden de yeterli manevi destek alamazsa, kendine bir kadın olarak güveni kalmaz. Bu içe kapanıklık kadını sürekli evde oturmaya ve çeşitli yemekler hazırlayıp tüketmeye iter. Eğer sorunun boyutu daha da artarsa, ortaya depresif bulgular çıkar ve hasta antidepresan ilaçlar alır. Bu ilaçların ruhsal durumu düzeltmesi yanında kilo alımını arttırıcı etkileri tabloyu tamamlar. Evli, çocuklu, eve kapanık, mutsuz ve şişman bir kadın…

Genel olarak Obez bir hastayı çıkmaza sokan genel tavır; bir binaya girdiğinde merdivene yönelmek yerine kendini asansöre yöneltme zorunluluğudur. Kişi bunu fiziksel bir zorunluluk olarak hisseder ve çoğu zaman bu döngüyü kıracak gücü kendinde bulamaz.

Obezite, ilerleyen safhalarda sıklıkla insülin direncine bağlı diyabet, kalp hastalıkları, kanda kolesterol seviyelerinin aşırı yükselmesi, yüksek tansiyon, safra kesesi problemleri, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları ile birliktelik gösterir. Beklenen yaşam ömrü kısalmıştır.

Obezitenin saptanması ve sınıflamasında Vücut Kitle İndeksi (VKİ) kullanılır. VKİ hesaplaması vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (metre) karesine bölünmesi ile elde edilir.

VKİ:

– 18-25 arası normal

– 25-27,5 arası hafif şişman

– 30-35 arası obez (şişman)

– 30-35 arası 1. derece

– 35-40 arası 2. derece

– 40 üzeri 3.derece obezite olarak adlandırılır.

Obezitenin tedavisi için farklı yaklaşım ve süreçler takip edilebilir.

– Diyet tedavisi

– Spor tedavisi

– Davranış terapisi (yaşam biçimini düzenleme)

Bu 3 yöntem hafif ve orta şiddetteki obezitenin kontrol altına alınması amacıyla uygulanır. Kişinin uzun süreli bir kontrol altında tutulması ve yönlendirilmesi gerekir.

– İlaç tedavisi

– Cerrahi tedavi

İlaç ve cerrahi tedavi ileri derecede obezite problemi olan hastalarda ve sürekli doktor gözetiminde uygulanır. Obezitenin önemli bir sağlık sorunu haline geldiği durumlarda uygulanır.

Obezite Tedavisinde Bilinen Cerrahi Tedavi Seçenekleri

Mide İçi Balon Uygulaması Nedir?

Mide içerisine endoskopi yardımıyla bir balon konulması ve bunun şişirilerek midenin dolu tutulması esasına dayanır. İşlem sedasyon altında yapılır ve mide içine yerleştirilen balon 400-700 cc arasında sıvı ile şişirilir. Bu uygulama VKi (vücut kitle indeksi) 30 ve üzerinde olan ileri obez hastalarda yapılabilir ve balon mide içerisinde en fazla 6 ay bırakılır. uygulama sonrası ilk 1 hafta mide krampları, bulantı, kusma ve öğürme hissi sık görülür. Uygulamadan sonra ilk 2 gün sadece sıvı tüketimi önerilir.

Mide içi balon uygulaması, gebelikte, reflü şikayeti olanlarda, midesinde gastrit ve ülser olanlarda ve aspirin kullananlarda uygulanmamalıdır.

Bu uygulama, sonrasında balonun mide içerisinde patlayarak, ani barsak tıkanıklığına yol açması ve hastanın acil ameliyata alınarak, barsak tıkanıklığı nedeniyle opere edilmesi gibi sorunlar sıkça yaşandığından dolayı popülerliğini kısmen yitimiştir.

Mide Bandı Uygulaması Nedir?

Bu uygulama yan etkisi en az olan cerrahi tedavi yöntemidir. Laparoskopik yöntemle mide ağzına çepeçevre silikon yapıda bir bant konulması ve sıkıştırılması esasına dayanır. Böylece mide de hem daralma sağlanır hem de yemek miktarı kısıtlanmaya çalışılır. Her yaş grubunda uygulanabilir.

Mide bantı uygulamasının en önemli dez avantajları; yeme alışkanlıklarını bozması, bulunduğu yerden kayması ve akut olarak yemek borusunda tıkanıklık oluşturabilmesi ve en önemlisi ise mide duvarında delinme sonrası acil ameliyat gerektiren ciddi sağlık problemleri yaratabilmesidir.

 

Tüp Mide Ameliyatı Nedir?

Son zamanlarda en çok uygulanan cerrahi tedavi yöntemidir. Bu yöntemde laparoskopik olarak midenin %70’i alınır. Bu şekilde mide bir tüp şekline getirilir ve hacmi belirgin olarak azaltılır. Mide bandı uygulamasına alternatif olarak geliştirilmiş olup, VKİ 50 ve üzerinde olan hastalarda etkin bir yöntemdir. Ancak tüp mide ameliyatının VKİ 30-50 arasında olan hastalarda uygulanması tartışmalıdır. Bunun ana nedeni ise; operasyon sonrası erken ve geç dönem bazı sağlık sorunlarının henüz aşılamamış olmasıdır.

Tüp mide ameliyatında ameliyat sırasında ve sonrası erken evrede ölüm oranı %4-7 arasındadır. Bunun da en sık nedeni, midenin kesildiği kenarlardan kaçak oluşması ve mide içeriğinin karın içine geçmesi (peritonit) dir. Ameliyat sonrası kişinin beslenmesi son derece sınırlı olup, hasta uzun süre sıvı ile beslenmek zorunda kalır. Yediği az miktar besini kusarak çıkarma sıkça rastlanılan bir problemdir. Midenin yokluğunda besinler küçük parçalara ayrılamaz ve bu nedenle barsağa büyük parçalar halinde geçer. Bu şekilde basinlerin içeriğindeki karbonhidratlar barsaklar tarafından emilemez ve kendilerine su çekerek geçmeyen ishal ve besin eksikliği problemine yol açarlar (Dumping Sendromu). Ayrıca bu hastaların mideden emilen ve sinir sisteminin çalışmasında önemli bir yeri olan B vitamin türevlerini dışarıdan alma ihtiyaçları vardır.